Gezlevi (Korualan)

 

GEZLEVİ (KORUALAN) TARİHİ

Tarihi kaynaklarda yer almayan (En azından şimdilik önemli bir kayda rastlamamış durumdayız.) yerleşim biriminin tarihini yazmak çok zor.Onun için biz bu konuda görüşlerimizi yazmadan önce konuyla ilgili elimizde hangi bilgi ve belgeler var,onları listeleyelim.

1.Osmanlı-Karamanlı münasebetleri

2.Yörükler,Oğuzlar hakkında yöreyle ilgili bilgiler

3.Halk anlatımları (Efsaneler,söylentiler…)

4.Konuşulan dil ve özellikleri (Kelime ve deyimler,şive…)

5.Yöredeki viran yerleri

6.Mezarlar,mezar taşları

7.Yaşayan kültür

8.Komşu yörelerin mevcut tarihi bilgileri

1.Osmanlı-Karamanlı Münasebetleri

Osmanlılar Karamanlılarla ilk savaşı 1386 yılında I. Murad döneminde yaptı.Konya yakınlarında Karamanlılar yenildi.Bayezid bu savaşta Yıldırım unvanını aldı.Alaaddin Bey kaçarak Konya kalesine sığındı.Zevcesi Nefise Melek hatun,babası I.Murada giderek af diledi.

Niğbolu zaferinden sonra Yıldırım Bayezid Karaman seferine çıktı.Konya önünde iki gün iki gece süren bu savaşı Osmanlılar kazandı.Konya teslim oldu.Alaaddin Bey esir alınıp başı vuruldu.Yıldırım Larendeye girdi.1397 de Göksuya kadar Karaman ülkesi Osmanlıya bağlandı.Karaman Beyliği de Osmanlıya bağlandı. 1414-1415 de iki defa Çelebi Mehmed Karaman seferi yaptı.Halasının oğlu olan Karaman Beyi II.Mehmedi affetti. II.Murad Bey Karamanoğlunun Osmanlının zor zamanlarında saldırılarından bıkıp usandığı,Balkan fetihlerini engellediği için Karaman seferine çıkıp Karaman Bey İbrahimi takiben Bozkıra kadar geldi.Karaman ülkesi yakılıp yıkıldı ama İbrahim Bey yakalanamadı.1466 da Fatih Sultan Mehmed Konyaya girerek şehri Karaman eyaletinin başşehri yaptı.Vezir-i azam Mahmud Paşa Karamanı aldı. Konyada Osmanlı parası bastırlıdı.Fatihin oğlu şehzade Mustafa beylerbeyi olarak Karaman tahtına Konyada oturdu.

Fatih döneminden sonra Karamanlılar Torosların kuzey yamaçlarında etkili olamadılar.Silifke yöresinde zaman zaman ortaya çıkıp sonra tarihten silindiler.

Soru; II. Murad Karamanoğlu İbrahim Beyi Bozkıra kadar kovaladığında İbrahim Bey nereye kaçmış saklanmış olabilir?

Gezlevi???? Belki…Bir ihtimal…..

2.1.Yörükler ( Bu kitapta bizi ilgilendiren bilgiler)

Kitap Prof Dr.Mehmet Eröz tarafından yazılmış,İstanbulda 1991 de basılmıştır.Sayfa 23.Kayseri Niğde Adana Maraş havalisinde Yörüklere (Aydınlı) denildiği görüldü.

Sayfa 29. Sultan dağındaki (Yörükler Giyi Dağı-Geyik Dağı diyor.Akseki -Hadim arasındadır.) yatıra havali Yörükleri Ağustosta ziyarete gidip kurban keser,iki rekat namaz kılarlar.

Bekar erkekler, Dolandım geldim ocağına,bir kız ver kucağıma, çocuksuz kadınlar; Dolandım geldim ocağına bir evlat ver kucağıma  derler.Konyadan bile gelenler olurmuş.

Kayseri Pınarbaşı Söğütlü köyüne yerleşen Aydınlı diye anılan Göğebakanlı aşiretinin kadınları Yıldız görmedik bu taş evlerde nasıl oturak diyorlardı.Sayfa 239 .Aydınlı aşiretlerinde (Uzunyaylada) iki türlü koyun vardır.Kıcık ve mandak…

Sayfa 266.Çukurova İmren köyünde 1882 de İskan edilen Karatekeli aşiretinden Ahmet Ali Gevik Dedelerimiz Aydın yaylalarından gelmiş,bize aydınlı derler demiştir.

Soru…….Gezlevideki Aydına gitmek ,Aydıncı gitmekdeyimleri ile Aydınlı Yörüklerinin bir ilgisi olamaz mı?

Soru….Aşık Ömer Vatanı aslimiz Aydın elidir

Tehi sanman Ömer Gezlevilidir derken acaba Gezlevililerin Aydınlı Yörüklerinden olduğundan mı bahsediyor? Kanaatime göre Aydınlı aşiretinin yaşadığı geniş mekan Aşık Ömer zamanında Aydın İli (eli) olarak adlandırılmaktadır.Nitekim Konya Ereğli arasındaki geniş yaylaya da Turgut İli denmekteydi. Ne yukarda bahsedilen Yörükler bugünkü Aydın vilayetinden Kayseri veya Çukurovaya göçmüşlerdir.Ne de Gezlevililer Aydın şehrindendirler.Dil ve kültürel unsurlarımızın bu Aydınlı Yörükleriyle karşılaştırılması gerekmektedir.

Mesela Sarıkeçili aşiretinde sofra altına meldir denilmekte olduğu,diğer Yörük aşiretlerinde ise Sora sofra dendiği aynı kitapta belirtilmektedir.Mıhlıoluk civarında otlakiye alan bir sarıkeçiliye 2007 mayısında Siz sofra altına ne dersiniz ? dediğimde mendil cevabını aldım.Gezlevililerde sofra altına mendil demektedir.Acaba Aydınlı Yörükleri ile hangi ortak kelimelerimiz mevcuttur. Bahsedilen yerlerde bulunan ziyaretçilerimizden konuyla ilgili destek bekliyoruz.

2.2..Oğuzlar:Oğuzlar kitabı Prof Dr. Faruk Sümer tarafından yazılmıştır.Eser İstanbul 1992 baskılıdır.Sayfa 148..İç-il II Bayezid devrinde Bozkır (1481-1512) kazasında yarı göçebe de olsa hiçbir oymağa rast gelinmediği gibi,Hıristiyan azınlığı da yoktu.Bir çok yerde olduğu gibi Bozkır Rumlar xıx.Yüzyılda gelmişlerdir.

Soru; Dönemin kayıtları incelenerek Gezlevinin II.Bayezid zamanındaki durumu anlaşılamaz mı? (Osmanlı tarihçilerimiz mevcut.Mehmet Mercan Beye selamlar. Kısa zamanda bu kaynağa ulaşabilir.)Bu bilgiden komşularımızın hepsinin yerleşik müslümanlar olduğunu anlamaktayız.

Sayfa 149….Konya,Niğde,Kayseri ve İç-il de (Torosların kuzey yüzü) xvı. Yüzyılda 143254 hane Türk,2448 hane Hıristiyan yaşamaktadır.

Sayfa 134. Nureddin Sufi oğlu Karaman İç-elde Ermenilerle mücadele etmiş ve Aksarayiye göre 1261 yılında Konya yakınlarında Selçuklularla kanlı bir savaş yapmıştır.1277 de Konyayı alan Karamanoğlu Mehmet Beğ,Cimriyi sultan yapmış,kendisini de vezir yaparak Türkçe konuşulmasını emreden fermanını yayımlamıştır.

Müverrih Karamanlıları Kızıl börklü ve ayağı çarıklı olarak vasfediyor.

Kanaatime göre Karamanlılar İç-el de Ermenilerle mücadele ederken Gezlevililer de Perşembe civarında aynı mücadeleyi yapmış,sayıca az olduklarından dolayı halk anlatımında da belirtildiği gibi Asarlık Söğüt Holuslar ve Gederet halklarından yardım isteyerek onların yaylaya yerleşmesini sağlamıştır.

Sayfa 133. xııı.yüzyılın ilk yarısında şehirlerde Hıristiyan unsur önemli,iknci yarıdan itibaren ehemmiyetlerini kaybettiler,xıv.Yüzyılda da azınlık durumuna düştüler.

2.3..Büyük Türkiye Tarihi…Yılmaz Öztuna ..Cilt 2 sayfa 5.1308 yıllarında Karamanoğulları Hadime sahiptiler.

Sayfa 11… 1332 de Karamanoğulları 750 000 nüfusa sahiptiler. Beylikler döneminde Anadolu nüfusu 5 000 000 kadardır.Ülke bayındır haldedir. (Dikkat Kurtuluş savaşı yıllarında da Anadolu nüfusu 12 000 000 kadardır.) 1330-1340 yıllarında Anadolu 13 000 000 nüfusa sahiptir. Bu sayıya bugünkü Türkiye topraklarından o zaman elimizde bulunmayan İstanbul ve Trakya gibi Bizans,Çukurova gibi Ermeni Krallığı,Doğu Karadeniz gibi Rum devletlerinin nüfusları dahildir. ( Bu yıllarda İngiltere 2,5 milyon,Fransa 12,5 milyon nüfusludur.) Yani Anadolu nüfusu düzgün bir artış göstermemiş zaman zaman azalmıştır da…

2.4.Selçuk Üniversitesinden Yrd.Doç.Dr.Hüseyin Muşmal dan,Prof Hasan Bahar şu bilgileri Gezlevi.Coma göndermişti.

1840 Yılında Gezlevi 58 haneli bir köydür.İmamı Hacı İbrahim Efendidir.

Muhtar-ı Evvel (Muhtar) Seyyid Ali Efendi,

Muhtar-ı Sani (Muhtar yardımcısı veya ikinci muhtar) Mehmet Efendidir.

Koca Fazlı,Karaaliler,Topal İsmail,Ahmed Efendi Oğlu Rasih Efendi (Galiba muhtar heyeti olacaklar.)

Kanaatim;Yaşlılardan dinlediğimiz köye ilk camiyi Hadimli hayırsever bir kadın yaptırmış,bu cami küçük işlemeli kapı ve pencereleri olan bir binaymış ,bilgisini düzeltmemiz gerektiği yolundadır.1840 Yılında resmi kayıtlara göre 58 hane olan Gezlevi ve İmam Hacı İbrahim Efendi mutlaka camiye sahiptiler.Belki o caminin yerine güzel küçük bir camiyi hayırsever Hadimli yaptırmıştır.

2.5. Prof. Osman Turanın Seçuklular zamanında Türkiye kitabı ile Prof Enver Ziya Karalın Osmanlı Tarihi kitaplarını incelerken gördüğüm şu bilgiler de bizim için önemlidir.

Büyük Sultan Alaaddin Keykubad döneminde 1220 lerde Silifkeye kadar olan bölge Ermenilerden fethedilir. Lala Kamerüddin Hadim Bey bu yöreye vali olarak atanır.Bu yüzden Sarıoğlandan Silifkeye kadar olan yerler Hadim eli olarak adlandırılır. Daha sonra bu isim bu günkü Hadim ilçesinin olur.

3.Halk anlatımları hikayeler,duyumlar,bilmeceler…gibi çok çeşitlidir.

3.1.Köyün Kuruluşu;İlk önce köye üç kişi gelmiş,biri arı taşına,biri Gaybi yerine (Helimlerin evi civarına) bir de Belene yerleşmiş.Gaybi yerindeki bir müddet sonra kaybolmuş.Gaybi yeri adının ördeğe düşüp bataklık içinde kaybolan öküzden dolayı verildiğini Teyzem Menevşe Ural söyledi. Kaybolan kişiden dolayı bu ismin verildiği de söylenmektedir.

3.2.Seyid Bayram Veli Hazretleri ilk önce Gezleviye yerleşir.Kızılbükteki çayırlığa atını çakarmış.(Sikke denilen bir demir kazık ve zincirle).Atının sikkesini çalı çalıvermişler oda kızmış köyü terk etmiş.Dedemköyüne yerleşmiş.Giderken Gezleviye Çok kazanasınız da bereketi olmaya diye beddua etmiş. Dedemköyüne de az kazanasınız da bereketli ola diye dua etmiş.Gerçi Dedemköylüler köylerini Seyyid Bayram Velinin kurduğunu söylerler.Muhtemelen doğrudur da.Yukarı Pınara asasıyla vurunca sular fışkırdığı anlatılır.Çünkü hizmetçisi (kölesi siyahi kişiyi) aşağı dereye suya göndermiştir,ama derede balıkları gören hizmetçi gecikmiştir. Böylece pınar başına yerleşilerek Dedemköyü kurulmuştur.Bu efsaneye göre Gezlevi Dedemköyünden daha eskidir. (Seyyid Bayram Veli ile Kardeşi Kurt Musa hakkında Köpeklerin Kurt Ola  hikayesini Gezlevi.Com da anlattım.)

3.3.Perşembe Buzyeri ve Asarlık yaylaları buralara sık sık baskın yaparak malımızı çalan fellahlara karşı korunmak için Söğüt,Holuslar,Gederet ve Asarlık köylerinin yayla yerleşimine Gezlevililerin isteğiyle açılmıştır. Bu Adanadan gelenler kanaatimce Klikya Ermeni krallığı mensuplarıdır.Ama başka bir güç te olabilir. (Korsanlar,diğer Türk aşiretleri,eşkiyalar vs. gibi)

3.4. Mahmut Yanar (Rahmetli dedem) Perşembeden bu kişileri yine Gezlevili bir kişinin reislerini öldürerek kovduğunu anlatmıştı.

3.5.Nurullah Aydın (Rahmetli) Bu yaylalara gelenlerin Aladağ Yerköprü,Hadim,Yanıkharman,Ballıca yolunu kullandıklarını söylemişti. Eğer bu yol o yıllarda kullanıdıysa gelenlerin Klikya Ermenileri olduğu iddiası güçlenir.

Konuyla ilgili bilgilerin verilmesine devam edilecektir.Ancak diğer husuları irdelemeden önce kısa bir tarihçe verelim.Çünkü diğer çalışmalar ve yazımı zaman alıcı niteliktedir.

GEZLEVİ TARİHİ

Anadolu Selçuklu Devletinin haşmetli çağında yani Uluğ Keykubad zamanında (1220 li yıllar) Konyanın güneyindeki dağlık bölge Silifkeye kadar fethedilmiş, Yörede ki Ermeni garnizonları temizlenmiş ve buralara Türkmen nüfus yerleştirilmiştir. Yörenin yönetimi Kamerüddin Hadim Lalaya bırakılmış ve bu başarılı vali on yıl süreyleyle yönettiği bu topraklara kendi adının verilmesine neden olmuştur.Belviran Silifke arası Hadimeli olarak anılmaya başlanmıştır.

İşte bu dönemde üç Türkmen ailesi halk rivayetlerinde de belirtildiği gibi Gezleviye yerleşmiştir. Yine bu dönemde Moğollar,Maveraünnahir ve Horasanda yoğunlaşmış bulunan Türkmen nüfusu kovalayarak Anadoluya yığılmalarına neden olmuş,Selçuklu Konya Sultanlığı bu Türkmenleri uçlara yeni fethedilen topraklara yerleştirme gayreti içinde olmuştur.

Bu Türkmenlerden Avşar,Çetmi,Kınık gibi boylara mensup olanlar yerleşim yerlerine kendi isimlerini vermişler.Bazı Türkmen grupları ise yerleştikleri yerin özelliklerine göre köylerini adlandırmışlardır. Gezleviye yerleşenler muhtemelen ,köyün arazi yapısı gereği ve ormanlar dolayısıyla kurulan evlerin uzaktan görülmemeleri nedeniyle gelip giden yolcularca Gizli Ev olarak adlandırılmıştır.

Batımızda Seyyid Bayram Veli hazretlerince kurulmuş bulunan Dedemköyü kurucusunun adıyla anılmış,Kuzeyimizde bulunan Gerez ise kurucuları olan Gerkes Türkleri oymağının adını almıştır.

Selçuklulardan sonra Karamanoğulları yönetimine giren yöremiz güney ve güneydoğudan gelen saldırılar hariç coğrafi konumu gereği nispeten sakin bir dönem yaşamıştır. Bu dönemde İç Anadolu ya hakim olan İlhanlı (Moğol) yönetiminden kaçan bir çok yönetici ve oymaklara da sığınaklık görevi yapmış,nüfusunda sık sık büyük değişiklikler görülmüştür.

Güneyden Aliyyaya hakim olan yerel krallar,korsanlar,güneydoğudan Ermeniler sık sık yağma amaçlı akınlarda bulunmuşlar,sığır davar,çor çocuk götürmüşlerdir.Zaman zaman tersi olmuş Türk gruplar da bu akınlara karşılık vermişlerdir.

Osmanlı Karamanlı çatışmasının ilk yıllarında da yöre sakindir ama bu savaşlar için Karamanlılar yöreyi asker deposu olarak görmüş,Asyadan yeni göçmen gelişi de azaldığından bu durum yöre nüfusunda azalmaya yol açmıştır.

1440 lı yıllarda II.Murad Karamanlıları takiben Bozkıra kadar gelince Karaman askerlerinden büyük bir kitle yörede siperlenerek mücadeleyi sürdürmüşlerdir.Artık 30-40 yıl süreyle yöre çatışma alanı durumunda olup Osmanlı-Karamanlı sorunu çözülünceye kadar halkın huzuru kaçmıştır.

Bu dönemlerde halk büyük ölçüde hayvancılıkla geçimini sağlamıştır. Ancak yerleşik kültürün gereği olarak kendi ihtiyaçlarını giderecek nitelikte ziraatla da uğraşmışlardır.Arpa,darı,pamuk yetiştirilen temel ürünlerdir. (Gezlevide pamuk yetiştirildiğini Rahmetli Ramazan Sakarya hatırlamaktaydı.Eski mezarın önünde Azap Kocanın tarlasında ekilirdi demişti.).Yetiştirilen pamuk ve yün kıl kullanılarak giysiler üretilmektedir. 1277 de Karaman askerleri kızıl börklü ve çarıklıdır. (Bu gün çok kullandığımız domates ve patates,Amerikanın keşfinden sonra Avrupaya oradan da Türkiyeye gelmiştir ki bu tarih yöremiz için çok yenidir.Sabri Ulucan Beyin babası Çavuş Kocanın anlattığına göre ;onun çocukluğunda yani 1900 yıllarında ilk defa domates yetiştiren Gezlevililer kızaran domatesleri çürümüş diye atarlarmış.Dedemlide 20 yıl kadar önce yüz küsür yaşında ölen Gedik kızı da patatesin onun çocukluğunda köylerinde ekilmeye başlandığını söylermiş.)

Fatih Sultan Mehmed, Karamanoğlu ülkesinin esaslı ve mükemmel bir tahririni yaptırmıştır.(Osmanlı Tarihçimiz Sayın Mehmet Mercan bu konuyu zaman bulunca araştırmalıdır.) II Bayezid dönemine ait yukarda belirtiğimiz kaynak,bu dönemde hiçbir göçer aşirete ve Hıristiyan unsura rastlanmadığın belirtmektedir ki.bu bilgi en azından köylerimizin o tarihte yerleşik olduğunu gösterir.

Osmanlı döneminde yöre stratejik önemini nispeten yitirmiş de olsa,Aliyya-Konya kervan yollarının üzerinde oluşu,Gerişteki Simli Kurşun madeninin işletilmesi,yöre hayvanlarının etinin lezzetli oluşu,dokumalarının aranır oluşu ,halkının cesur ve güvenilir oluşu yüzünden sık sık devlet kademelerince hatırlanmıştır.

Osmanlı toprak nizamı gereği Gezlevi ve çevre köyler muhtemelen Hocaköyünde kendisi veya vekili oturan tımar sahipleri veya mültezimlerin yönetimindeydi. Padişah ikinci Mahmut tımar sistemini kaldırınca yeni statü kazanan Gezlevinin 1840 tarihinde ki Muhtarı Seyyid Ali Efendi olup,58 haneli bir köydür.1900 lü yıllarda Muhtar olan Hasan Efendinin 33 haneye salma saldım demesi geçen zaman zarfında savaş ,salgın hastalık ve belki de göç yüzünden köyün nüfusunun azaldığını göstermektedir. (Bu arada çoğumuzun anası 1940 lı yıllarda bile sadece kızamık hastalığının bir günde 22 çocuğun ölümüne neden olduğunu görmüşlerdir. Dedem Ramazan Sakarya ise Çanakkale savaşına 70 Gezlevili erkeğin katıldığını ,çoğunun geri dönmediğini söylemiştiki,birisi Mahmut Dedemin kardeşi Mehmeddir.) Hocaköyündeki bu yöneticilerin veya mal sahiplerinin torunları yakın yıllara kadar Dolhanlar altındaki cevizleri indirmeye gelirlermiş. Gezlevideki değirmenler de bu sebebten Dedemköylü veya başka yabancılardan satın alınmıştır.

Hadim yöresinin tımar sahibi veya mültezimleri olanlar da Yenice mıntıkasına kadar olan arazilerin yönetimini ellerinde tutmaktaydılar ki geçiş döneminde şöyle veya böyle toprakların mülkiyetlerini ellerine geçirmişler ve sonra satmışlardır.

Gezlevide medresenin mevcudiyeti konusu tam bilinmese de önemli bir öğretim eğitim geleneği vardır.Uzun yıllar Gerezli,HacıYunuslarlı ve diğer köylerden öğrenciler Gezlevide eğitim görmüşlerdir.

Devlet otoritesinin yetersiz kaldığı 1920 li yıllarda Gezlevide efeler türemiş,Bozkır isyanlarına katıldıkları gibi köy içinde cinayetlerin artmasına neden olmuşlar,birbirlerini vurmuşlardır.

1926 Yılına Kadar Bozkır kazasına bağlı olan Gezlevi 1926 yılında Hadimin yeniden kaza yapılması üzerine Hadime bağlanmıştır.

Cumhuriyet döneminde bütün ülkede olduğu gibi nüfus hızla artmış (1927 de ülke nüfusu 13 milyon 2007 nüfusu 65 milyon. Artış beş kattır.Gezlevi bugün 2100 1927 de ise 2100:5=420 dir yani 60 hane kadar.) ve 1967 yılında adı Korualan olarak değiştirilmiştir.(Bu isim değişiklikleri insanların ve ülkelerin geçmişle bağlarını koparmaları açısından son derece mahzurlu olmuştur. Üstelik köyümüzün adının Türkçe olmadığı iddiası devletin vatandaşına bakış açısını göstermesi açısından da kınanması gereken bir durumdur.Öz be öz Türkçe olan Gezlevi kelimesi değiştirilirken,ülkenin bazı topraklarına Kapodakya,Pamfilya gibi isimleri bizzat devletin de kullanması ne kadar garip.) 1971 yılında çevre köylerin verdiği nüfus desteğiyle kasaba olan Gezlevi kendi imkanlarıyla içme suyu ve kanalizasyon yatırımlarını gerçekleştirmiştir.Ancak gerekli teknik ölçümlere uymadan gerçekleştirilen bu hizmetler sürekli sorun üretmekte ve yetersiz kalmaktadır.

2007 Yılı resmi nüfus sayım sonuçları açıklanmamış olmasına rağmen kasaba nüfusunun 2100 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Kasaba çağın gerektirdiği teknolojik imkanlara sahip olup,ilköğretim ve lise okullarıyla,sağlık ocağına sahiptir.12.06.2007

GEZLEVİ COĞRAFYASI (Korualan)

Gezlevi Konya ili Hadim ilçesi sınırları içerisinde bir kasabadır.

Konya Alanya arasında olup;Konya’ya 135,Alanya’ya 90 km mesafededir.

Konya yolu asfalt kaplama,Alanya yolu stabilize toprak yoldur.Batı Toros’ların

Zirvelerinden Geyik  dağı (Gezlevi yöresi ağzında giği dağı) Akdeniz etkisinin içerilere sokulmasını engellediği gibi Gezlevi Alanya ulaşımını da kış boyunca engeller.

a.Komşuları ve Sınırları: Gezlevi (Korualan) doğusunda Hadim,Güneyinde Beyreli  ve Alanya,Gündoğmuş yaylaları,batısında Dedemköyü (Dedemli)  ve kuzeyinde Gerez (Yalınçevre) köy ve kasabalarıyla  komşudur. Şive ve kültür olarak hiçbirisiyle beraberlik arzetmez.Bu merkezlerin  hepsinin farklı külterel yapıları mevcut olup  menşe birliği olmadığı kesindir.

Hadim kasabası ile  aradaki sınır çizgisi Karabük,Çamlı tepe Deliktaş,Ballıca düdeni Kızılkuzluk batısındaki zirve oluşturan sırtlar ve Gocaalan yaylası doğusundaki Sinat tepesinden geçer.Buradan Mıhlıoluğa uzanan bir hat güney sınırlarını oluşturur.Sınır çizgisi kuzeye yönelerek Kumadere’yi de içine alarak,Perşembe-Büyük Asarlık yaylaları arasındaki sırtları takiben,Dedemköyü hudutlarına ulaşıyor. Bu hudut genel hatlarıyla Kurudere batı yamacının üst  yamaçlarını takip ederek Kızılağaç ve Teberik zirvelerine kadar devam eder.Kuzeyde Gerez’le aradaki sınırı tarihi kervan yolu uluyol oluşturur.

b.Matematik Konumu: Gezlevi 36 derece58 dakikalık kuzey paraleli ile 32 derece 21 dakikalık doğu meridyeni üzerindedir. Ilıman iklim kuşağının güneyinde bir konuma sahiptir.

c.İklimi ve Bitki Örtüsü: Gezlevi denizden yüksekliği 1450-1550 metre arasında olan bir yerleşim birimidir.İklimi Akdeniz ve Karasal iklimler arasında geçiş özelliği gösterir.Giği dağının etkisiyle yörede  İsviçre.İtalya’da da görülen Yüksek Alp  iklim tipi görülmektedir.

Gezlevi’de yazlar kurak olup ancak 1-2 kere yağış görülür.Gece gündüz ısı farkı bütün yıl yüksektir.Yazın gündüz 24-28 dereceyi bulan ısı geceleri 6-10 dereceye düşebilmektedir.Yaz sıcağından bunalan Alanyalılar tarihi bir gelenek olarak yaz mevsimini Geyik dağı civarındaki yaylalarda geçirirler.Güz mevsimi de genelde kurak geçer.Yağışlar kasımda artar.Kış en yağışlı mevsimdir.Aralık Ocak Şubat ayları yağışlar kar şeklinde olup  ortalama 60-70 gün  yer karla kaplı kalır.Don olayları sık görülür.Çeşmeler her kış dereler ise 20-30 yıda bir  donarlar.

İlkbahar kar ve yağmurlarla kendini gösterir.Bir de hava yukardan dönerse yani lodos eserse kar erimeleri dereleri coşturur,inin suyu patlar.Üç mahalle arasında ulaşım bile kesintiye uğrar.Mayısta havalar ısınır fön rüzgarları eser toprak tamtakır kurur.İşlerin çokluğundan,üzüntüden ,sık sık ısının düşüp yükselmesinden dudaklar çatlar,toprakla meşguliyetten eller yarılır.

Haziran sıcaktır.Her yer hala yemyeşildir.Temmuzda yavaş yavaş arazi bozarır,kurur.

En sıcak ay temmuz olup ortalama ısı 21 derecedir.Ocak ayının ortalama ısısı ise 0 derece civarındadır. Yıllık yağış miktarı ortalama olarak 620mm kadardır.

Gezlevi’de antropojen bozkır bitki örtüsü görülür.Yani bozkırlar ormanlarla karışık bir özellik gösterir.Ormanlar arasındaki açıklıklarda bozkır bitkileri olan dikenler,yaz başlarında kuruyup bozaran otlar görülürler.Kasaba çevresinde meşe korulukları görülürken hemen köknar ormanları meşeleri takip eder.Daha yükseklerde ise ardıç ve karaçam ormanları görülür.Fakat yakacak temini için her yıl 2000 civarında ağacın kesilmesi arazinin çıplaklaşmasına neden olmaktadır.Gelir kaynakları artırılamazsa,güneş enerjisi ve evlerin yalıtımı konularında halk yeterince bilgilendirilemezse yakın gelecekte dağlarımız taşlıklardan ibaret,kupkuru bir görünüm arzedecek su kaynakları daha da azalacaktır.

d.Gezlevi Arazisi Özellikleri: Arazi derin vadiler ve yüksek platolarla kaplıdır.Vadi sırtları  tepeden ziyade dağ görünümündedirler.Sugözü kaynağı (Göksu ırmağının ilk kaynaklarından birisi olup Gezlevi Çayı olarak adlandırmamız uygun olacaktır.)  Sugözü,Borönü,Talasseki, ve Yenice’de yatık yamaçlı bir vadi içerisinde akar,derenin iki yanında Gezlevinin en değerli ,düz, sulanabilir arazileri mevcuttur.

Gorklucada derin ve korkunç bir kanyon vadi oluşturan Gezlevi çayı,Boğaz mevkiinde dik yamaçlı derin bir vadiyi takiben kasabaya ulaşır.Kasaba içindeki adı Büyük Deredir.Kasaba içinde çayın sağında solunda  nispeten geniş düzlükler yer alır.Burada Küçük Dereyle birleşen çay Çatak kanyonunda akışını sürdürür,Gayhan deresiyle aşağı Çatak’ta karışan Gezlevi çayı Dedemköyü sınırlarına girer artık adı da Gövdere olmuştur.

Küçük dere Kasabanın hemen güneyinde Kavaklı Dağının  yamaçlarının sıfırlandığı noktada bulunan inden çıkar.(Gelincik ini) Bilhassa ilkbaharda kar erimelerinin de etkisiyle inden fışkırarak çıkan sular köyün içinde zaman zaman taşkınlara da yol açmaktadır, hatta can kayıplarınada neden olmaktadır.

Kuru dere küçük derenin günyee uzanan dik yamaçlı bir vadisidir.Deveöldüğü mevkiinden sonra kayalık korkunç enterasan bir karstik yapı oluşturarak Perşembeye kadar uzanır Türk ansiklopedesinde  karstik arazi maddesinde buradan bahsedilir.

Kuru dere ile su gözü deresi arasında arpalık, kuyucak, suluseki, içeri alan, sofu ekinliği, kıraç arazilerinin oluşturduğu bir plato yer alır. Platonun kuzeyinde kavaklı tepesi güneyinde ise sarınç ve büyük yeni yayla bulunmaktadır.

Sarınç ve Goca Yeniyaylanın güneyinde Buzyeri ve Perşembe yaylaları bulunmaktadır.Buzyerinde Gederet  (Dereiçi kasabası), Perşembede  Söğüt ve Holuslar köylerinin belirli yaylak hakları mevcut olup arazi Korualan tüzel kişiliğine aittir.Gederetin 40 gün,Söğüt ve Holuslar ile Boğazyurtta Güccük Asarlığın  3 er ay otlakiye hakları  vardır.(Mahalli isimler mümkün olduğunca yöre ağzıyla verilmiştir.)  Bu durum zaman zaman ihtilaflara sebeb olduysa da artık Gezlevi,Gederet,Söğüt ,Holuslar ve Asarlık halkları dostça bir arada yaşamaktadır.

Gezlevi nin kuzeyini 40-50 metere yüksekliğinde yekpare bir kaya kaplar.Kaya o kadar etkilidir ki küçük çocuklar birbirlerine yemin verirken Gayaönünün daşını delen mi derler.Delerim cevabı yemin ederim anlamına gelir. Kayanın doğusunda tek başına yalnız kaya yükselir.Yalnız kaya çevresinde Roma ve Bizans dönemlerinde büyücek bir yerleşim yeri mevcuttu. 60 lı 70 li yıllarda kaçak kazılar yapılan burada epeyi kıymetli eser bulunduğunu hatta bu köyün bir kilisesinin  olduğunu duymuştuk.

Kayanın önünde büyükdereye doğru uzanan dik yamaçlarda  Öküzçekmezli(Kayaönü) mahallesi mevcuttur.Zaman zaman  taş yuvarlanması korkusu,bu mahallede doğmayanların burada rahat bir şekilde uyumalarını engeller. Mahallenin üst kesimlerinin  ağaçlandırılması bu tehlikeyi  azaltabilecektir.Küçükdereden  itibaren tatlı bir meyille Kızılağaca doğru  uzanan yamaçta Belen mahallesi,(Gezlevinin en büyük mahallesi ) bulunmaktadır. Küçükdere ve Büyükderenin  arasında  eğimi epeyce yüksek Hıdırlı mahallesi  bulunur.Ünlü halk aşığı Aşık Ömer bu mahallede Akpınar kesiminde çocukluğunu yaşamıştır.

e.Nüfus: Gezlevinin  halk arasında bilinen ilk muhtarı  Hasan Efendi Gezlevi de  30 haneye salma saldığını sık sık söylermiş. Yani 1890 lı yıllarda köy aşağı yukarı 30-40 haneli bir  yerleşim yeridir.Nüfusu da 40.7=-280  kişi civarındadır. Bugün kasabanın nüfusu 2052 kişi dir..(Adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre)

Ancak Ağustos 2009 da ki nüfus durumu 2000 in altına inmiş olup Belde özelliğini sürdürmesi risk altına girmiştir.Resmi kurumlarda çalışmayan her kişi asıl adres olarak Gezlevi’yi gösterirse en azından nüfus 2500 lere ulaştırılırsa belde rahat bir nefes alacaktır. Nüfus azlığından dolayı kasabaya ayrılan para miktarının ne kadar düştüğünü de söylemeye gerek yok.Modern Türkiye’de bir insanın illa Kuşadası Konya veya başka bir yerde yaşaması adresini Korualan olarak göstermesine mani değil.

İlköğretim de  250-300 arası,Lise de ise 70-110 arası öğrenci  mevcuttur.

Geçim kaynaklarının yetersizliği sebebiyle dışarıya sürekli göç veren  Gezlevi  yine de yörenin en büyük kasabası haline gelebilmiştir.Bugün Kuşadası,Konya,Aydın,Hadim,Çumra, Alanya ve Karaman gibi şehirlerde önemli bir Gezlevili potansiyeli mevcuttur.

f. Ekonomi: Halk geçimini Tarımla sağlamaya çalışıyorsa da üretilen tarımsal ürünler ihtiyacı karşılamaz.Bu yüzden  köyün erkekleri eskiden beri Aydın,İzmir,İstanbul gibi  uzak illere çalışmaya giderler.Bugün  turizm sektöründe çalışanlar,seyyar satıcılar dışarıda çalışanların ekserisini oluştururlar.Emekli olan  ve memur olanların çokluğu  ortanın altında bir geçim atmosferi sağlamıştır. Yine de köyde fert başına düşen milli gelir  900-1000 dolar civarını kesinlikle aşamaz.

Topraklarımız verimsiz,aşırı ölçüde  parçalı ,küçük parçalar halinde ve engebelidir.Tarım makinesi kullanma  şansı yok denecek kadar azdır.Birçok bahçeye  ancak insan sırtında gübre ulaştırılmaktadır.

Floksera hastalığı bağları ve halkın bağcılık yapma arzusunu öldürmüştür.Varua arıcılığı yok ettiyse de  kimyasal ilaçlarla yapılan mücadele arıcılığı tekrar önemli bir tarımsal faktör durumuna getirmiştir. Balları kaliteli,kekik kokulu ,çiçek balı olup iyi müşteri bulabilmektedir.

Kiraz tarımı 1970 li yıllarda başlamış,1990 lardan sonra Gezlevi ekonomisinin  en önemli  dayanağını oluşturmuştur.Halk tenekelerle.kamyonlarla su taşıyarak kıraç araziler de bile kiraz yetiştirmiş, ümidini kiraza bağlamıştır.Borçlanarak kuyular kazdırmış ama suya çoğu ulaşamamıştır.Devletin az bir katkısı  sulama için göletler yapması veya Değirmenderesi suyunu kıraç arazilere ulaştırması kiraz rekoltesini  50 kat civarında artıracaktır. Bu konuda belediyenin bugüne kadar yapmış olduğu girişimler istenilen sonucu vermemiş,devletin plancıları üzerinde kamuoyu baskısı oluşturulamamıştır. Geçen yı 2008 de  projelendirilmiş,bu yıl ihalesi yapılmış olmasına rağmen henüz (ağustos 2009) bir kazma vurulmamıştır.

Ayrıca kırsal kesim kalkınma projelerinin geliştirilmesi  ve uygulanması zorunludur.70-80 li yıllarda halıcılık yapılmışsa da az para kazandırmasının yanında halı dokuyanların sağlıklarını da olumsuz etkilemiş ve terkedilmiştir.Devletin hala halıcılık ,dikiş nakış kurslarını ülkeyi kalkındırmak için  uygulamada tutması komik ve garibtir.Otomasyon  ve fabrika üretimi karşısında bu alanlarda hiçbir şey yapılamaz Yapılan faaliyet bir kişiye  hiç olmazsa asgari ücret kazandırmalıdır.

Yeni tarım ürünleri,geçerli el sanatları vb. üzerinde düşünülmelidir.Turizm araştırmaları yapılmalıdır.

Gezlevide pamuklu ve yünlü dokuma tezgahlarının bulunduğunu,şimdilerde ancak birkaç kilim tezgahının bulunduğunu biliyoruz.Eski mezar civarına pamuk ekildiği de bildiklerimiz arasında.Kasabada  eski tezgah ve eşyaların kaybolup gitmeden toplanmaları ve bir müze oluşturularak sergilenmeleri sağlanmalıdır.(Taşkent bunu  başardı zannedersem.Sergilerini gezmiştim.) Bu müze  ilersi için düşüneceğimiz turizm olayının altyapılarına da katkıda bulunacaktır.Köydeki eserleri küçümsememek gerekir. Gerek Almanya Rothenburg’daki müzeler gerekse Kütahya Domaniç-Hayme Ana  müzesi ve benzerleri yabancılar için bunların ne kadar önemli, olduklarının göstergeleridir. Bu müzeler Japon dahil turist  kaynamaktadır. Bu konuda hiçbir girişimimiz olmadığı halde köyümüze her yıl birçok turistin uğradığını görüyoruz.

Gezlevi dışarıya kiraz bal ,elma,yabani erik kurusu, çok az patates fasülye satar veya gönderir.Satın aldıkları ise un,yağ,şeker,sebze,meyve, giyecek ,yakacak dahil olmak üzere insanın ihtiyaç duyacağı her şeydir.

g.Turizm:Alanya ve Antalya’ya yakınlık,yaz aylarının serinliği,doğasının bozulmamış oluşu, gezilecek görülecek yerlerinin orijinalliği turizm için ümitlenmemize imkan sağlamaktadır. Doğa yürüyüşü yani trekking için müsait birçok güzergahımız,dağcılık için Geyik dağı dahil dağlarımız vardır.Hele hemen kasaba içindeki Kızılyüğrük tırmanma için ne kadar orijinal bir yapı.Mağaralarımız ve vadilerimiz bu iş için biçilmiş kaftan&

Hadim ve Dedemli gibi yakın beldelerle eşitlik esasına dayalı bir  dayanışma  bu  yörenin  sorunlarını tamamen çözemese de  azaltacaktır.

GEZLEVİ KÜLTÜRÜ

Üzerinde çalışılmamış,yeterince yorumlanmamış olsa bile Gezlevi kültürü göz kamaştırıcıdır.Yalnız bakmasını ve görmesini bilmek gerek.

Konuşma tarzı,kelimeleri,ilençleri,duaları  her ne kadar  okulların ve televizyonun etkisiyle değişime uğramışsa da mevcut haliyle bile kayda alınmalı ki Türklük araştırmaları için kaynak teşkil etsin Birkaç ilenç örneği konunu enteresanlığını ortaya koyacaktır.Boyu tahtalara gelesice, Çat okuna oğrayasıca ellere galasıca gibi

Ablaya cice dememiz,küçüklerimize gülüm dememiz ne kadar güzel ve hoş.

Konuşmamızı dinleyen  ve yöreyi tanıyan birisi hemen sen Gezlevi’li misin  diye soruveriyor.Çünkü tarzımız ayrı.

Bobuç,babıç,küsük,geliyoruyun,evümüz deyişimiz ilginç değil mi? (İnternet sayfalarımızda resmi sözlüklerde olmayan veya değişik söylediğimiz kelime ve anlamlarını verecek bir bölüm oluşturmamız gerekli.(Derebucak sitesinde mevcut hoşuma gitti.)

Başıma giydiğim sincap kuyruğu gibi püsküllü 4-5 ayrı renk kumaştan dikilmiş,boncuk ve deve boncuklarıyla  süslenmiş telliklerin bir örneğini başka bir yerde görmek mümkün mü?

Ancak birkaç kişide görebildiğimiz Osmanlının geçmez olan paralarının boncukların dizimiyle süslenmiş kadın başlıkları modacıların dikkatini çekmez mi?

Velhasıl;bu konu çok araştırılmalı filme ve kayda alınmalı..

Şüphesiz Gezlevi fiziki,iktisadi ve beşeri coğrafyası  bunlardan ibaret değildir.Okurken sıkılınmaması için bilimsel izah tarzını değil halk söyleyişini tercih ettim.Bilenlere bazı şeyleri hatırlattım,bilmeyenleri meraklandırdım.

İlgili kaynaklar

1..Her yönüyle Korualan (Bilal Erdek)

2.Türk Ansiklopedisi Karstik arazi maddesi

3.Yedi  Kaza yaylası (Hüseyin Saraçoğlu)

4.Coğrafya kitaplari

5.Büyük,Geniş,Modern atlaslar

6.1/ 25000 ölçekli topoğrafya haritaları
Kaynak: Mevlüt YANAR(Araştırmacı-Yazar)